İkinci El Araçların İlanda Kalma Süresi Uzadı! En Zor Satılan Renk Belli Oldu…

VavaCars’ın İkinci El Araçlar Üzerine Analizi

VavaCars, kamuya açık verilerin derinlemesine analizini yaparak, ikinci el araçların pazardaki durumunu ortaya koyan önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Bu yılın Kasım ayında, ikinci el araçların ortalama ilanda kalma süresi 52 gün olarak kaydedildi.

Şirketin yaptığı açıklamaya göre, ikinci el araçların ilanda kalma süreleri, araçların yakıt tipine göre değişiklik göstermektedir. Kasım ayında, en az süre ilanda kalan araçlar hibrit modeller oldu. Hibrit araçlar ortalama 44 gün süresince ilanda kalırken, benzinli araçlar 51 gün, dizel araçlar ise 54 gün gibi sürelerle dikkat çekti. Elektrikli araçların, sıfır araç satışlarındaki payının giderek artmasına rağmen, ikinci el piyasasında ortalama 63 gün ilanda kaldığı tespit edildi.

İkinci el araçların segment tipi de ilanda kalma süresini etkileyen önemli bir faktördür. Çalışma sonuçlarına göre:

Segment Ortalama İlanda Kalma Süresi (gün)
C Segment 48
D Segment 62
E Segment 76

Bu veriler, ikinci el üst segment araçların daha uzun süre ilanda kaldığını göstermektedir. Türkiye’de araç alım-satım piyasasında en çok tercih edilen segment C Segmenti araçlar, Kasım itibarıyla ortalama 48 gün ilanda kalıyor. Ancak bu süre, araçların marka ve modellerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

  • Fiat Egea: 40 gün ile en hızlı satılan araç.
  • Toyota Corolla: 41 gün.
  • Renault Megane ve Honda Civic: 44 gün.
  • Ford Focus: 46 gün.
  • Skoda Octavia: 54 gün.
  • Opel Astra: 57 gün.

Renklerin İkinci El Araç Pazarındaki Etkisi

İkinci el araçların renkleri de ilanda kalma sürelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Araçların renklerine göre ortalama ilanda kalma süreleri şu şekildedir:

Renk Ortalama İlanda Kalma Süresi (gün)
Siyah 65
Beyaz 50

Çalışmanın bölgesel verilerine göre ise, ikinci el araçların ortalama ilanda kalma sürelerinde en uzun zaman dilimi Karadeniz Bölgesi’nde gözlemlenirken, en kısa süre Doğu Anadolu Bölgesi’nde kaydedilmiştir. Bu farklılıklar, yerel piyasa dinamiklerinin ve talep yapısının çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır.