Allianz’ın yeni analizine göre Avrupa Birliği’nin 2035 yılına kadar yeni otomobil satışlarını tamamen elektrikliye çevirme hedefi, mevcut yatırım ve altyapı temposuyla gerçekçi görünmüyor. Analiz, sıfır emisyonlu mobiliteye geçişin fiilen yavaşladığını ve gerçekçi takvimin 2040 yılına yaklaştığını gösteriyor. Bu gecikmenin ardında biriken temel engeller, şarj altyapısı eksikliği, hibrit araçlara kayış ve uluslararası rekabet baskısı yer alıyor.
Şarj Altyapısında Büyük Tıkanma
Avrupa’nın elektrikli araç geçişindeki en büyük tıkanma noktası şarj altyapısıdır. Şu anda AB genelinde yaklaşık 1,1 milyon şarj noktası bulunuyor. Ancak, sektör hesaplarına göre 2030 yılına kadar gerekli şarj noktası ihtiyacı en az 3,5 kat artışla 8,8 milyona kadar çıkabilir; mevcut yayılım ise bu hedefin sadece yarısını karşılayacak düzeydedir.
Üstelik mevcut istasyonların yarıdan fazlası Fransa, Almanya ve Hollanda’da yoğunlaşmış durumda. AB ülkelerinin %80’i ise bu konuda geride kalmış durumda. Yamalı şarj ağı, ilk kez elektrikli araca geçecek potansiyel alıcıları ikna etmekte zorlanıyor ve günlük kullanımda güven duygusunu zedeleyerek geçişi yavaşlatıyor.
Hibrit Çekimi ve Küresel Rekabet Baskısı
Elektrikli araç satışları artış eğiliminde olsa da, alıcıların büyük bir kısmı hala hibrit araçlara yöneliyor. Hibritler, eski içten yanmalı motor kullanıcılarının neredeyse yarısını kendine çekerek saf elektrikli araçların büyümesini sınırlıyor.
Öte yandan, otomobil üreticileri cephesinde de temkinli bir geri çekilme gözleniyor. Elektrikli araçlardan elde edilen kârların beklentinin altında kalması, ABD’nin desteğini kısması ve Çinli markaların düşük fiyatlar ve modern teknolojiyle pazarda alan açması bu temkinliliğin ana nedenleri. Çinli ve Amerikalı firmaların gelirlerinin %12’sine kadarını Ar-Ge’ye ayırmasına karşın, Avrupa’da bu oran yaklaşık %6 seviyesinde kalıyor. Bu tablo, Avrupa’nın elektrikli araç yarışını Çin ve ABD’ye kaptırma riskini artırıyor.
Avrupa’nın liderliğini koruması için, uyumlu teşvikler ve güçlü bir şarj altyapısı gibi kararlı adımların atılması gerekiyor.
