Bazı otomobiller, tasarım masasına oturtuldukları ilk gövde tipiyle en mükemmel hallerine ulaşırlar. Ancak üreticiler, bazen popülerlik uğruna tavanı kesip “özgürlük” vaat ederken, aracın temel sürüş karakterini feda ederler. İşte rijitlik kaybı ve aşırı ağırlık nedeniyle hayal kırıklığına dönüşen 8 model.
Crossover ve SUV Deneyleri
Nissan Murano CrossCabriolet, kâğıt üzerinde parlayan ancak pratikte duvara çarpan bir fikir oldu. Gövdeyi sağlamlaştırmak için eklenen ağır çelik yapılar, aracı hantallaştırarak yol tutuş keskinliğini tamamen yok etti. Benzer bir kaderi Range Rover Evoque Convertible da paylaştı; güçlendirilmiş şasi kiloları şişirince, o eski oyunbaz karakter yerini ağır kanlı bir sürüşe bıraktı. Jeep Wrangler Unlimited ise dört kapılı yapısında tavanı kaybedince gövde direncini yitirerek arazi dışındaki özgüvenini kaybetti.
İkonik Modellerin Ağır Bedelleri
Retro rüzgârıyla gelen Volkswagen Beetle ve Chrysler PT Cruiser, cabrio versiyonlarında beklenen hafifliği sunamadı. Modern Beetle, eksik tavanı telafi etmek için aldığı takviyelerle hissiz bir direksiyona mahkûm olurken; PT Cruiser, daralan iç mekânı ve hantal yapısıyla sportiflikten uzaklaştı.
Spor Genetiği Bozulanlar
Performans odaklı Toyota Celica ve Nissan 370Z, tavan kaybıyla en büyük darbeyi alanlardan. Celica, eklenen yaklaşık 100 kilogram ile çevikliğini kaybederken; 370Z Roadster, kayan ağırlık merkezi nedeniyle virajlarda huzursuz bir karaktere büründü. Belki de en tuhaf deney olan Chevrolet SSR, pick-up ve cabrio genlerini birleştirmeye çalışırken iki tonluk ağırlığıyla öngörülemez bir yol tutuş sergiledi ve kısa sürede tarihin tozlu raflarına kalktı.
