Klassen, iş dünyasının vazgeçilmezi olan Mercedes-Benz Sprinter’ı alıp, adeta bir tekerlekli saraya dönüştürdü. Bu özel tasarım, lüks ve işlevselliği bir araya getirerek Rolls-Royce Cullinan gibi süper lüks araçları bile konfor ve alan açısından gölgede bırakabilecek bir mobil ofis deneyimi sunuyor. Dışarıdan bakıldığında, AMG tarzı ızgarasıyla siyah bir van görünümünü koruyarak mütevazı bir şıklık sergilese de, asıl çekicilik kapı açıldığında başlıyor. İç mekan, özel bir jetin birinci sınıf bölümünü anımsatan, son derece rafine ve zengin detaylarla kurgulanmış bir yaşam ve çalışma alanına dönüşüyor.
İç Mekan: Uçak Konforunda İş ve Dinlence
Sürücü kabini ile yolcu bölümünü ayıran şık bir bölmenin ardında, bu lüks ofisin kalbi atıyor. Yolcu salonunda, havalandırma, masaj ve ısıtma özelliklerine sahip tam altı adet bağımsız koltuk bulunuyor. Uzun yolculuklarda çalışmayı ve dinlenmeyi kolaylaştıran bu koltuklara, açılıp kapanabilen çekmeli masalar ve iki büyük ekran eşlik ediyor. Atmosferi tamamlayan detaylar arasında bir mini bar, yıldızlı gökyüzü ambiyans aydınlatması, mahremiyet perdeleri ve yüksek kaliteli deri ile ahşap kaplamalar yer alıyor. Her sıraya özel iklimlendirme ve tavana gizlenmiş hoparlörler, yolculara kesintisiz bir konfor sunuyor. En arkada ise karavanlarda “garaj” olarak adlandırılabilecek geniş bir yük bölmesi mevcut.
Motor ve Fiyatlandırma
Klassen’in bu lüks ofisinin kaputunun altında 190 beygir gücünde (bg) 2.0 litrelik turbo dizel motor görev yapıyor. Ortalama yakıt tüketimi yaklaşık 12 litre/100 km olarak belirtiliyor. Kağıt üzerindeki performansı mütevazı olsa da, aracın ana amacı olan yüksek konforlu seyahate odaklanıldığı için sürüş hissi bir ticari van’dan çok, bir iş jetine yakın tasarlanmış. Bu mobil sarayın fiyat etiketi ise €541.450 (yaklaşık 630.000 $). Bu fiyat, tam donanımlı bir Cullinan ile aynı seviyede olsa da, Sprinter iki kat fazla yolcu taşıma kapasitesi ve cömert esneme alanı sunarak, lüksü süper otomobil gösterişinden uzak, fonksiyonel bir alanda arayanlar için isabetli bir seçenek haline geliyor. Lüksün, kaputtaki amblemden çok, yaşama, çalışma ve dinlenmeye imkan veren alanın ta kendisi olduğunu kanıtlıyor.
