Bir arabayı çalıştırmaya çalıştığınızda çıt diye yanıt alamamak, çoğu zaman elektrikli araçların yalnızca mekanik sorunlarına bağlı değildir. Sorun, dünyanın öbür ucundaki bir sunucunun kapanmasıyla, aracın tüm işlevlerini etkileyebilecek bir yazılım bağımlılığına dönüşüyor. Eskiden bozulmuş bir parça için tamirciye yönlendirmek yeterliyken, bugün kapının önünde bekleyen milyarlarca teknolojik parça, tek bir iflasla pasifleşebiliyor.

Elektrikli araçların yükselişiyle birlikte karşılaşılan en net örneklerden biri Fisker Ocean’da yaşanıyor. İngiltere’de kullanıcılar yüksek bedeller ödeyerek bu aracı edinse de, şirket iflas bayrağını çekince kapsanan desteklerin ortadan kalkması, aracın adeta bir süs eşyasına dönüşmesine yol açtı. Yazılımsal bir hata nedeniyle çalışmayan bir araç için merkezlerden veya çevrimiçi desteğin varlığı koltuk altına alınıyor; sonuçta araç, uzun süreler boyunca işlevsiz kalabiliyor.

Geçmişte Better Place örneğinde de bu durumun kırılganlığı kendini gösterdi. Sunucular kapandığında, teknolojinin akıllı özellikleri aniden yok oluyor ve mekanik arızaların ötesinde bir güvenlik boşluğu ortaya çıkıyor. Modern araçlarda, arıza tespiti ve onarım artık sadece mekanik bir süreç değil; yazılım tabanlı bir hizmet zincirine bağlanıyor. Eğer yazılımın sahibi olan şirket yok olursa, hava yastığından kapı kilidine kadar tüm hayati fonksiyonlar belirsizliğe sürükleniyor.

Bazı kullanıcı toplulukları kırma/çalıştırma denemeleriyle yazılımları yaşatmaya çalışsa da bu durum ciddi güvenlik riskleri doğuruyor. İnternet üzerinden bulunan onaylanmamış yazılımlar, yolculuk sırasında beklenmedik tepkiler verebilir ve güvenlik zafiyetlerini büyütebilir. Bu risk yalnızca yeni markalar için değil; on yıllık modeller için de geçerli; örneğin Tesla gibi üreticilerin yazılım desteğinin sürekliliği büyük bir soru işaretidir. Desteği kesilen araçlar yalnızca arızalanma ihtimaliyle değil, siber saldırılara karşı savunmasız kalma tehlikesiyle de karşı karşıya kalır.
Bir bilgisayarı güncel koruyucu olmadan internete bağlamak gibi, güncelleme gelmeyen bir otomobil de yürüyen bir güvenlik açığı olabilir. Sektör bu zorluğun üstesinden gelmek üzere Catena-X gibi veri ağları kurarak yazılım bileşenlerini standartlaştırmaya ve tedarikçi iflası halinde bile sistemi yedekleyebilmeye çalışıyor. Ancak şu anki tablo, modern bir araç satın almanın aslında üreticinin yazılım geleceğine yatırım yapmak anlamına geldiğini gösteriyor. Motor ne kadar güçlü olursa olsun, onu yönetecek kodlar silindiğinde yolculuk, tamircinin yol yerine yol kenarında biyolojik bir varlık gibi araya giren bir belirsizliğe dönüşüyor.
