Türkiye Otomotivinde İlk Çeyrek: Üretim ve İhracatta Görünüm
OSD verilerine göre 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye otomotiv sektörü, üretim ve ihracatta dengeli bir seyir izledi. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam üretim %7 azalarak 321.856 adete geriledi. Otomobil üretimi ise geçen yılın aynı ayına göre %18 düşüşle 181.364 adede indi. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim 327.016 adet olarak kaydedildi. Bu tablo, sektörün dış talep koşulları ve iç piyasa dinamikleri ışığında net bir kırılım sunuyor.
İhracat tarafında, ilk üç ayda toplam otomotiv ihracatı adet bazında %15, otomobil ihracatı ise %29 geriledi. Toplam ihracat 215.323 adet, otomobil ihracatı 106.341 adet düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret dengesi ve küresel talep çözüm süreci, sektördeki yatırım kararlarını doğrudan etkileyen belirleyici faktörler olarak öne çıktı. İlk çeyrekte toplam ihracat değeri 9,9 milyar dolar olarak ölçüldü.
Yerli otomobil payı 4 puan artışla %35’e yükseldi. OSD Başkanı Cengiz Eroldu, yerli üretim ve iç pazarın güçlenmesini değerlendirdi: “Geçen yılın ilk çeyreğinde bu oran %31 idi. 2025 yılı genelinde ise yerlilik payı %29 olarak gerçekleşmişti. Şimdi ilk çeyrekte %35 önemli bir artış gösteriyor.” Hafif ticari araçlarda iç pazar payı 2022 → 2023 yükselişiyle dikkat çekti: 22’den 23’e, otomobilde 32’den 36’ya çıktı. Bu artış, yatırımların meyvelerini göstermeye başladığını işaret ediyor.
Sektörün dış ticaret açığı 1,3 milyar dolar olarak öne çıkıyor. Eroldu, “Ocak-şubat dönemi sıfıra yakın bir başlangç gösterdi; ancak otomotivin kendi iç dengesi, 2026’da da dikkatle izlenecek” dedi. Çin ve AB ile ilgili karşılaştırmalar da, dış ticaret farklarının kritikliğini vurguluyor. Çin ile ilgili açık milyarlarca dolarlık boyutu, AB için ise 2025’de 473 milyon avro civarında dengeli bir fark olduğuna dikkat çekildi.
Savaşın ihracata etkisi küresel düzeyde hissediliyor. Savaş ve jeopolitik gelişmeler, 2026 için üretim ve ihracatta aşağı yönlü revizyonları tetikledi. OSD, önceki toplantılarda verdiği tahminleri ihracatta %4 ve toplam üretimde %2 oranında aşağıya revize etti. 2025’e göre Türkiye pazarında da daralma öngörülüyor. Bu durum, şirketlerin üretim planlarını ve tedarik zinciri stratejilerini yeniden yapılandırma ihtiyacını pekiştiriyor.
- İç piyasa dinamikleri: Yerlilik payı ve iç pazar paylarının artışı, yatırım geri dönüşlerinin hızlandığını gösteriyor.
- Dış talep ve rekabet: Avrupa ve Çin arasındaki konumlandırma, dış ticaret açığını etkiliyor ve getirisi/bedeni dengeliyor.
- Gelecek döneme etkiler: Savaş ve jeopolitik riskler, ihracat rotalarını ve üretim kapasitesini etkileyerek stratejik kararları tetikliyor.
OSD’nin konuşmalarında vurgulanan ana temas, yerli üretimin güçlendirilmesi ve ihracatta dengeli büyüme hedefi oldu. Sektör paydaşları için bu dönemde yatırım alanları, üretim ağlarının dayanıklılığı ve enerji maliyetleri gibi kırılgan unsurların yönetimine odaklanıyor.
İlgili veriler ve karşılaştırmalar, sektörde gelecek dönem için net bir yol haritası oluşturuyor: iç pazar paylarının korunması ve artması, dış talepte sürdürülebilir büyüme için kritik.
