Türkiye Otomotivde Avrupa’nın önemli sürprizlerinden biri: Big 6 çatısı altında büyüyen bir pazar olma yolunda ilerleyen Türkiye, yatırım ve yerlilik payıyla küresel otomotiv zincirinde dikkat çekiyor. Piyasa dinamikleri, maliyet baskıları ve politika değişimleriyle şekillenen bu tabloya dair son açıklamalar, sektörü yöneten aktörlerden biri olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu’nun görüşleriyle netleşiyor.
Mayıs–Haziran’da maliyet artışlarının yansıyacağı beklentisi, kur hareketleri ve petrol fiyatlarındaki artışla birleşince araç fiyatlarının nasıl evrileceğine dair kritik ipuçları sunuyor. Eroldu, yatırım aracı olarak görülen otomobil konumunun Türkiye’de satış performansını stabil tuttuğunu dile getiriyor.
Türkiye’nin dinamikleri Avrupa’dan farklı bir çerçeve çiziyor. Batı Avrupa’da harcamaları azaltmaya odaklanan bir talep kırılganlığı görülebilirken, Türkiye’de otomobilin yatırım aracı olarak algılanması satışları etkileyemiyor. Nisan’da satışlarda artış sinyalleri alınsa da, yılın geri kalanı için maliyetler ve fiyatlama kritiktiğini belirtmek gerekiyor.
OSD verilerine göre Türkiye, otomobil üretiminde Avrupa Birliği’nde altıncı, hafif ticari araç üretiminde birinci ve toplam hafif araç üretiminde beşinci konumda yer alıyor. Bu konum, uzun vadeli yatırımlar ve tedarik zinciri güçleriyle desteklenen bir büyüme potansiyeli sunuyor.
Yerlilik payında kayda değer artış kaydediliyor. İlk çeyrekte yerlilik payı %31’di; 2025’te %29 olan hedef, 2026’nın ilk çeyreğinde %35 olarak gerçekleşti. Bu artış, yerli üretimin uzun vadeli kapasite ve maliyet avantajlarına dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye’nin Avrupa pazarlarındaki konumu güçlenirken “Big 6” terimi artık Türkiye için geçerli bir tanımlama olarak öne çıkıyor.
Avrupa Birliği ile ilişkiler ve ticaret politikaları kapsamında, Made in EU tartışmaları ve AB-Hindistan anlaşması gibi konular sanayiyi yakından etkiliyor. Eroldu, taslak çalışmaların Türkiye için faydalı sonuçlar doğurabileceğini ancak uygulamanın 1–2 yıl sürebileceğini belirtiyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile otomotivde tamamlayıcı üretim hattı içinde yüksek paya sahip olması, ihracatta da istikrarı destekliyor.
AB’nin politikasında değişimler dünyadaki rekabet ve korumacılık adımlarıyla otomotiv sanayini dönüştürüyor. Türkiye, ikinci en büyük ihracat pazarı konumunda olan Avrupa’ya yönelik ürünlerini çeşitlendirerek, hafif ticari araçlar ve otobüslerde Avrupa’nın da ötesine uzanan bir tedarik zinciri oluşturuyor. Bu süreçte, gümrük birliği ve teknoloji yatırımları gibi unsurlar kritik rol oynuyor.
Türkiye’nin güncel konumu yalnızca üretimde değil, ihracat ve inovasyon açısından da ülkeyi küresel futbol sahasına taşıyor. Otomotiv sanayinin en büyük sağlayıcıları arasında Türkiye’nin konumu güçlenirken, Avrupa pazarına olan bağımlılık azalıyor ve yerli üretimle maliyet baskıları daha etkili bir şekilde yönetiliyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin otomotiv alanındaki yükselişi, Big 6 çatısı içinde konumunu güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda yerlilik payı, ihracat kapasiteleri ve politik adaptasyonlar ile sürdürülebilir bir büyüme senaryosunu tetikliyor. Avrupa ile entegre tedarik zincirleri ve yenilikçi üretim stratejileri sayesinde Türkiye’nin, küresel otomotiv haritasında kritik bir oyuncu olarak konumunu koruması bekleniyor.
