Günümüz küresel dönüşümünde elektrikli otomobiller hızla yaygınlaşıyor. Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede bu alana yoğun ilgi gösteriliyor ve teşvikler önemli ölçüde çeşitlilik kazanıyor. Türkiye de bu yönde atılan adımlarla dikkat çekiyor; elektrikli araçlar için sunulan teşvikler ülke içinde öne çıkan unsurlardan biri haline geldi.

Öne çıkan teşviklerden biri, ÖTV diliminin başlangıç seviyesinin %10 olarak belirlenmesi ve bunun sonrasında %25’e yükseltilmesi oldu. Ayrıca Türkiye’de üretilen elektrikli otomobiller için kredi limitleri artırıldı ve vade süresi 48 aya kadar uzatıldı. Bu tür uygulamalar, Norveç gibi diğer ülkelerde de farklı şekillerde uygulanıyor; örneğin Norveç’te elektrikli arabalara sahipler özel yol ve geçiş ücretlerinden muaf tutuluyor.
İngiltere ise bu alanda farklı bir yaklaşım gündeme getiriyor. Hükümet, elektrikli araç sahiplerinin benzinli ve dizel araç sahipleriyle aynı vergi yükümlülüklerini paylaşması gerektiğini savunuyor. Ancak bu tartışmalı vergi tasarısı henüz meclisten geçmedi; görüşler yoğun tartışmalara yol açtı ve bazı çevreler bu adımı elektrikli otomobillerin yoluna taş koymaya yönelik bir adım olarak görüyor. Bizim yaklaşımımız ise bu tür vergilerin Türkiye’de hayata geçmemesi yönünde; mevcut vergi yükümüz yoğunken ek vergilerin ek mali yükler doğuracağına inanıyoruz.

Elektrikli araçlar konusundaki teşvik ve vergi politikaları hem ülke içindeki tüketiciyi hem de pazar dinamiklerini şekillendiriyor. Bu nedenle farklı ülkelerdeki uygulamaları dikkatle izlemek ve Türkiye için sürdürülebilir çözümler üretmek önem kazanıyor.







