Türkiye otomotiv sektöründeki yeşil dönüşüm hız kesmiyor. EDPK’nin paylaştığı güncel veriler ışığında, ülkedeki elektrikli araç sayısının 373.733’e ulaştığı ve bunun elektrifikasyon sürecinin ne kadar hızlı ilerlediğini net biçimde gösterdiği dikkat çekiyor. Bu rakam, tüketicilerin çevre dostu teknolojilere olan ilgisinin arttığını ortaya koyuyor.

Rapora göre toplam şarj noktası sayısı 38.808 olarak kaydedildi. Bu gelişme, elektrikli araç sahiplerinin seyahat özgürlüğünü artırırken, potansiyel alıcıların menzil endişesini azaltmaya yardımcı oluyor. Şarj altyapısının ayrıntılarına bakıldığında, 22.095 adet AC tipi ve 16.713 adet DC tipi şarj noktası bulunduğu görülüyor. Ev ve iş yerlerinde kullanılan AC ünitelerinin yaygınlığı, DC hızlı şarj altyapısının ise şehirlerarası yolculuklarda zaman kazandırdığı bir gerçek olarak öne çıkıyor.
Şarj soketi pazarında liderlik hâlâ ZES (Zorlu Energy Solutions) şirketinin elinde. Türkiye’nin önde gelen şarj ağı operatörü konumundaki ZES’e kıyasla Trugo (Togg’in kendi markası) ikinci sırayı alıyor; markanın kendi şarj ağını kurması ekosistemi güçlendiren kritik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Üçüncü sırada ise Eşarj yer alıyor. Bu üç oyuncunun yatırımları, Türkiye’deki şarj ağının hızla genişlemesini destekliyor.
Yıllara Göre Elektrikli Araç Pazarında Patlama teması, son yıllarda pazarın gördüğü inanılmaz büyümeye işaret ediyor. Geçmiş yıllara ait veriler, EDPK’nın paylaştığı rakamlarla şu şekilde özetlenebilir:
- 2022: Yolda 14.896 elektrikli otomobil dinliği bulunuyordu.
- 2023: Bir önceki yıla göre %440’tan fazla artışla 80.826’a çıktı.
- 2024: Yıl içinde 185.513 adet yeni araçla pazar büyümeyi sürdürdü.
Kasım ayında toplam araç sayısının 351.836 olarak duyurulduğu bilgisi, bir ay içinde yaklaşık 22.000 adetlik artışla 373.733’e yükselttiğini gösteriyor. Bu hızlı talep artışının arkasında yerli modellerin pazara girişi, uluslararası markaların Türkiye’ye getirdiği yeni elektrikli modeller, yükselen çevre bilinci ve fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ile hükümetin sağladığı vergi avantajları gibi etkenler bulunuyor. Gelecek için umut vadeden bu süreç, Türkiye’nin sadece üretim gücünü değil, aynı zamanda yeni nesil teknolojileri hızla benimseyen dinamik bir pazar olduğunu da gösteriyor.
