Elektrikli araçlar geleceğin otomotiv tasarımını parçalamaya devam ederken, Chengdu’de yaşanan trajedi, estetik kaygı ile güvenlik standartlarının çatıştığı bir görünüm sundu. Xiaomi SU7’nin olay sonrası raporları ve adli tıp bulguları, yalnızca bir kazayı değil, endüstrinin tasarım felsefesini kökten sorgulatan bir güvenlik krizini işaret ediyor.

Olayın gerçek zamanlı dramatizmi sabaha karşı 03:16’da Tianfu Avenue South üzerinde meydana geldi. Deng adlı 31 yaşındaki sürücünün alkol etkisi altında olduğu tespit edildi; fakat geride kalan telemetri verileri, kaza anlarının izlerini daha da ürpertici kılıyor. Yetkililerin açıklamalarına göre çarpışmadan yaklaşık üç saniye önce araç hızını saatte 203 kilometreye kadar çıkarmış, ardından öndeki araca çarptığında 167 km/s’lik bir hızla sürmeye devam etmişti. Çarpışma sonrası aracın alev alması, yolcuların tahliyesini imkansız hale getirdi.
Kapılar ve güvenlik mekanizması bir felakete dönüştü Bu kazada en kritik mesele, dış kapı kollarının elektrikli güç sistemiyle bağlı olmasıydı. 12V destekli batarya devresi kesildiği için kapı kilitleri kilitli kaldı; bağımsız bir mekanik kapı kolu ise dışarıdan erişilemeyecek şekilde aracın iç panelinin alt kısmında saklıydı. Olay anında çevredeki insanlar, sürücüyü kurtarmak için kapıları zorladıysa da kısa sürede karşılaştıkları engeller, alevler ve duman nedeniyle başarısız oldu. Sürücü ancak itfaiyecilerin aracı kesmesiyle dışarı çıkarılabildi.
Tasarımın güvenlik ile ilişkisi üzerinde derin bir tartışma Çarpışmanın ardından Xiaomi’nin güvenlik yaklaşımı, mart ayında Anhui’deki benzer bir kazanın hatırına yeniden gündeme geldi. Üstelik bu iki olay, markanın elektrikli hatlarındaki tasarım tercihleriyle güvenlik arasında nasıl bir dengenin kurulması gerektiğine dair küresel bir tartışmayı tetikledi. Ulusal standartlar artık elektronik kapı kilitlerinin bağımsız bir manuel mekanizmayla desteklenmesini zorunlu kılıyor; üreticilere yeni modeller için 2027’ye, mevcut modeller için 2029’a kadar uyum süresi tanınıyor. Xiaomi ise SU7’nin üretimini sonlandırdığını duyurarak yeni versiyonlarında bu düzenlemelere tam uyum hedefliyor.
Hukuki çerçeve ve ailelerin beklentisi Polis raporu kazanın ana sorumlusunu sürücünün aşırı hızı ve alkol etkisi olarak gösterse de aile avukatları, araç güvenliğinin tasarım hatalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunuyor. Aile, kazanın panik anında Fren ve direksiyon sistemiyle ilgili olası teknolojik bir sorun olup olmadığını da derinlemesine inceleterek, güvenliğin sadece sürücünün hatasına bağlanamayacağını vurguluyor. Bu vaka, inovasyon ve estetik için atılan adımların, hayatı korumak için gerekli olan temel güvenlik standartlarından taviz verilmesini haklı çıkarıp çıkarmadığına dair küresel bir soruyu gündeme getiriyor.
