Rolls-Royce ile pop müzik arasındaki ilişki, müzik kayıt endüstrisinin tarihi kadar derin köklere sahiptir. John Lennon, Elvis Presley ve Pharrell Williams gibi müzik efsaneleri, Phantom’un zengin öyküsüne dahil olmadan önce, Duke Ellington, Fred Astaire, Count Basie gibi sanatçılar, Rolls-Royce’u başarı ve sanatın güçlü bir sembolü olarak görmüşlerdir. Brian Epstein, Berry Gordy ve Ahmet Ertegun gibi önemli figürler de markanın dikkat çekici sahipleri arasında yer almıştır. Her türlü sanatı, farklı coğrafyalardan talentleri ve çeşitli kuşakları temsil eden sanatçılar için Rolls-Royce, yaratıcılığın zirvesini ve kişisel ifadenin bir aracını teşkil etmeye devam ediyor.
Phantom, tüm modeller arasında müzik dünyasıyla en çok örtüşen Rolls-Royce modelidir. Sekiz nesil ve tam yüz yıl boyunca bu eşsiz araç, müzik tarihinin en yaratıcı ve etkili isimlerinin tercihi olmuştur. Phantom’un çekiciliği kuşaklar boyunca sürerken, mühendislik harikası, kaliteli malzemeleri ve ince işçiliği ile dünyanın en prestijli lüks aracı olmayı sürdürüyor. Ayrıca, sahiplerine kimliklerini tanıma özgürlüğü sunması, müzik dünyasının önde gelen isimlerine ait birçok Phantom’un kendi başına bir efsane haline gelmesine katkıda bulunuyor.
Marlene Dietrich: Falling in Love Again
Çoğu aktör şöhret peşine düşerken, Marlene Dietrich zaten bir yıldız olarak Hollywood’a adım atmıştı. “The Blue Angel” filmindeki çıkışını takip eden imza şarkısı “Falling in Love Again” ile tanınan Dietrich, 1930 yılında California’ya geldiğinde “Morocco” filmi için hazırlanıyordu. Karşılaması, ekran duruşu kadar etkileyiciydi; Paramount Stüdyoları’nda çiçeklerle birlikte bir Rolls-Royce Phantom I de hediye edildi. Morocco, Dietrich’e bir Akademi Ödülü adaylığı kazandırırken, Phantom da filmin sahnelerinde büyük dikkat topladı.
Elvis Presley: All Shook Up
1956’da, genç Elvis Presley’in kendi adını taşıyan albümü, Billboard listelerinde zirveye ulaşarak rock ‘n’ roll tarihine bir damga vurdu. 1963’te, “The King” olarak anılan Elvis, Midnight Blue Phantom V’yi özel Bespoke (kişiselleştirme) seçenekleriyle satın aldı. Bu araç, erken dönem bir karaoke uygulaması gibi tasarlanmıştı; arka kol dayamasında mikrofon, ilham almak için yazı defteri, sahneye hazırlık için ayna ve kıyafet fırçası gibi detaylarla donatılmıştı. Aracın orijinal mavi rengi, Elvis’in annesinin tavuklarının dikkatini çekmiş, tavuklar kendilerini yansıtmayı keşfetmişti.
John Lennon: Love Me Do
Aralık 1964’te, John Lennon “The Beatles”ın “A Hard Day’s Night” filminin başarısını kutlamak için kendine bir Phantom V sipariş etti. Araç tamamen siyah ve iç donanımında kokteyl dolabı, televizyon ve bagajda bir buzdolabı bulunuyordu. Lennon’un aracı, Mayıs 1967’de “Sgt Pepper’s Lonely Hearts Club Band” albümünün çıkışından önce kapsamlı bir değişikliğe uğrayarak renklendirildi ve çiçek motifleriyle süslendi.
Keith Moon: Won’t Get Fooled Again?
Rock dünyasının ikonik isimlerinden biri olan Keith Moon’un Rolls-Royce’unu, Michigan’daki bir otelin havuzuna sürmesi, rock ‘n’ roll tarihinin unutulmaz anlarından birini oluşturdu. O gece yaşananlar konusunda pek çok farklı anlatım söz konusu olsa da, bu olay, dünyaca ünlü müzik efsanelerinin bir simgesi haline geldi. Rolls-Royce, bu efsaneyi yaşatmak üzere bir Phantom’u yüzme havuzuna indirdi ve böylece sunumu gerçek kılmayı başardı.
Rolls-Royce, 2003’ten bu yana hip-hop müziğinizle olan bağını daha da kuvvetlendirdi. 2016’da, hip-hop müziğinin yükselişiyle birlikte şarkı sözlerinde sıkça yer alan marka haline geldi. Pharrell Williams ve Snoop Dogg gibi sanatçılar, Phantom VII’yi kliplerinde öne çıkararak markanın müzik kültüründeki yerini güçlendirdiler.
Phantom’un modern müzik tarihindeki önemi, her dönemde sanatçılara kendilerini ifade etme ve ilham alma imkanı sunmuş olmasıdır. Rolls-Royce Motor Cars CEO’su Chris Brownridge, “Müzik sanatçıları Phantom’u kimliklerini yansıtmak ve geleneklerini sorgulamak için kullandı.” diyerek, Araçların yalnızca birer simge olmadığını, bunun ötesinde insan hayal gücünün bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
